[Brands & More] - Ali BULUT

11 Eylül 2008

TAŞINDIK !







30 Ağustos 2008

www.markayoneticisi.com














Uzunca bir aradan, yani uzunca bir birikimden sonra http://www.brandsmore.blogspot/ adresinde yer alan blogumu http://www.markayoneticisi.com/ adresi altında yeniden yayınlamaya başladım.

Türkiye’de marka yaratma ve marka yönetimi konularında giderek artan profesyonelleşmeyi gayet umut verici görüyorum. Bu nedenle de özellikle yeni site ismi olarak böyle bir isim benimsedim. Özellikle sizlerden gelen soru mailleri ve yorumlar için yeniden teşekkür etmek isterim.

Umuyorum, http://www.markayoneticisi.com/ ‘da da yine sizlerle hem dünya hem de Türkiye’den, pekçok markayı, uygulamayı, yeniliği, araçları ve sonuçları tartışacağız.
Bir de yenilik olarak, yeni iş fikir ve modelleriyle ilgili önümüzdeki günlerde daha fazla yazı okuyacaksınız.

Malum, demiştik ki: “Artık çağ değişti…”


Etiketler:

22 Mayıs 2007

Napolyon'un Sırrı


Napolyon Bonaparte

Napolyon Bonaparte için bazıları yetenekli bir askerdi der. Bazıları karizmatik bir devlet adamı, bazıları da dünyanın en iyi stratejisyeni olduğunu... Evet, aslında hepsi de... Fakat onu "Büyük Napolyon" yapan şeyin temelinde kullandığı bir taktik yatar.

İmparatorluğunu inşa ederken ve yönetirken kullandığı bu taktik; küçük takı, mücevher, ziynet, incik boncuk dağıtmaktır. Parasal değeri yüksek olmayan fakat son derece yüksek duygusal değere sahip bu hediyeler, kaydedeğer bir başarının ertesinde askerlere dağıtılırdı.

Bu sayede Napolyon:
1- Askerlerinin daha fazla bonus kazanmak için daha fazla inançla savaşmasını
2- Askerlerinin daha sadık olmasını sağlamıştır

E. Joseph Cossman

Efsane bir pazarlamacıdır. Hatta Wall Street Journal onu serbest girişim dünyasının mesihi olarak tanıtır. Mail order yoluyla 1 milyon dolarlık bir ciro yapmış ve daha sonra bununla ilgili yazdığı "Siz de yapabilirsiniz" kitabı klasikler arasına yerleşmiştir.

Peki Cossman ne yaptı? Cossman patates silahı satıyordu. (Bizim bildiğimiz su tabancaları benzeri, çocuklara yönelik bir ürün. Daha detaylı bilgi için howstuffworks sitesinden faydalanabilirsiniz.)

Cossman'ın satışları iyi gitmiyordu. Önceleri büyük market ve manavlara giderek, büyük indirimlerle ürünü market sahiplerine satıp, patates alanlara promosyon verilmesini sağladı. Fakat verilen hediye ile patates satışları hiç etkilenmedi.

Cossman taktiğini yeniden gözden geçirdi. Bu defa da market sahiplerine promosyon kampanyasını terse çevirmesini söyledi. Yani "bir patates tabancası alana, "bir torba patates bedava". Fiyat da yine önceki kampanya paketinin aynısı olacaktı. Böylelikle ürün ve promosyonun yerlerini değiştirerek satışların tavan yapmasını sağladı.

Cossman şunu farketmişti; ürününüzün yanında vereceğiniz promosyon ancak, ürününüzü satın almak için fazladan bir neden daha yaratıyorsa işe yarar. Yani vereceğiniz promosyon, insanların isteyeceği birşeyler olmalı. İnsanlar patates tabancası istemiyordu, dolayısıyla hediye tabanca için kimse patates almıyordu. Fakat insanlar patates istiyordu ve böylelikle patates hediyesi olan tabanca ürününü satın aldılar.

Priya Raghubir

Sosyal psikolog ve aynı zamanda toplum psikolojisi üzerine yazıyor. İnsanların hediye ve promosyon kampanyalarına nasıl reaksiyon verdikleri üzerine bir araştırması var.

Raghubir, öncelikle deneklerden oluşan 2 grup kuruyor ve deneyin içeriğinden bahsetmiyor. Sonra 1.gruba bir ürün katalogu veriyor, içinde pahalı likörlerin ana ürün ve bir inci bileziğin promosyon olarak verildiği. 2.gruba da inci bileziğin ürün olarak tanıtıldığı ve promosyonsuz bir ürün katalogu.

Her iki gruba da inci bileziğin kendilerinde yarattığı değer ile ilgili sorular soruluyor. 2. grupta yer alanlar 1.grupta yer alanlara göre inci bileziği çok daha değerli hissettiklerini belirtiyorlar.

Dolayısıyla bazen ürünlerinizi promosyon olarak verdiğinizde değerleri düşüyor olabilir. Bu yüzden promosyon olarak vermek üzere genellikle kendi ürünümüzü değil, başkalarının ürününü kullanmak daha mantıklı olacaktır. (Değer algılaması)

Garsonlar üzerine bir araştırma :

1- Müşteriler yemeğini bitirdiğinde, garson tarafından kendilerine ikram edilen küçük bir parça çikolata üzerine hesap öderken, müşterilerin ortalama 15,1% bahşiş bıraktıkları görülmüş.
2- İki parça çikolata ikram edildiğinde bu oran 19% olmuş
3- Önce bir parça ikram edilerek, daha sonra tam hesap ödenirken ikinci parçanın da ikram edilmesi durumunda bu rakamın 23% olduğu görülmüş.

Buradan iki şey anlaşılıyor:
Vereceğiniz hediyenin büyüklüğü müşteri memnuniyetini direk etkiliyor.
2 ve 3 nolu maddelerdeki gibi, aynı büyüklükte de olsa, hediyeyi veriş şekil ve zamanlamanız müşteri memnuniyeti üzerinde 4% lik bir değişim yaratıyor.

Sonuç:

- Müşterilere hediye ve promosyon vermek satışları artıracaktır.
- Promosyon olarak müşterinin gerçekten arzulayacağı şeyler vermek gerekir
- Başka bir firmanın ürününü promosyon olarak vermek daha mantıklıdır
- Müşterilere beklemediği zamanlarda verilecek küçük hediyeler onları daha fazla satın almaya ve sadakata yöneltecektir. Küçük süprizler, kalıcı duygusal bağlar kurulmasını sağlayacaktır.

Etiketler: , , , , , , , , ,

20 Mayıs 2007

Kalite, Servis, Fiyat: Anlamsız 3 iddia

Kalite, servis ve fiyat yıllardır pazarlamacıların ve reklamcıların sıkça kullandığı 3 kavramdı. Fakat artık bir işe yaramadığını düşünüyorum. Artık tüketiciler bu genel, boş ve ritorik iddiayı duymak istemiyorlar.

Neticede zaten bir iş yapıyorsanız, kaliteli ürün ve iyi servis üretmek zorundasınız. Bir işin olmazsa olmazlarını bir fayda gibi sunmak ancak anlamsız bir iddia oluyor. Fakat eğer rakiplerinizle olan farkınızı anlatmaksa niyetiniz, o zaman bütün halinde ürün ve hizmet kalitenizden bahsedebilirsiniz.

Aynı şey fiyat için de geçerli. Rakiplerinizle olan fiyat farkı avantajınızı anlatmadığınız müddetçe fiyattan bahsediyor olmanız size bir artı kazandırmaz.

Normal bir günde bir insan ortalama 5000 civarı reklam etkisine maruz kalıyor. Bu yüzden de sadece ilgilerini çekebilecek konulara odaklanma noktasında iyi bir filtreleme refleksine sahipler. Örneğin elimize bir dergi ya da gazete aldığımızda bile otomatik olarak ilgimizi çekebilecek, bizi ilgilendiren başlıkları filtre ediyoruz. Bu esnada filtremize takılan, ilgimizi çekecek bir ilana bile sadece 3-4 sn gibi bir süre odaklanıyoruz.

Bu durumda reklamda yaratıcılığın ne kadar önemli olduğunu söylemeye gerek yok sanırım.
Ya da odaklanacak doğru noktanın, tüketicinin en çok ihtiyacını duyacağı şey olması gerektiğini...

Aslında reklam, şiir gibi olmalı belki de; ne bir kelime eklenebilmeli üzerine, ne de bir kelime çıkarılabilmeli içinden... Yani ne eksik ne fazla, tam olarak anlatıyor olmalı mesajını en az(!) kelime ve harfle...

Etiketler: , , , , ,

18 Mayıs 2007

Hangi Otomobil?

Aynı segmentteki farklı markalı otomobillerin ürün özelliklerinin giderek birbirlerine daha fazla benzemesi nedeniyle, sanırım artık birini diğerinden ayıredecek şey marka olarak temel söylemleri ve vaadleri olacak... Bilmem katılıyor musunuz?

Audi, “Teknoloji ile Bir Adım Önde”
Volkswagen, “Otomobil Aşkına”
Renault, “Otomobiller Yaratır”
Peugeot“Otomobil Her Zaman Böyle Keyif Vermeli”
Opel, “Taze Fikirler, Üstün Otomobiller”
Toyota, "O varsa sorun yok"
Ford, “Farkı Hisset”
Hyundai, “Seçtiğin Yoldan Git”
Honda, “Hayallerin Gücü”
Chevrolet, “Artısı Büyük”
Daihatsu, “Made in Japan”
Nissan, “Beklentilerinizi Değiştirin”
Saab, “Aklını Harekete Geçir”
Subaru, “Düşün, Hisset, Sür”
Suzuki, “Yaşam Tarzı”


Etiketler: , , ,

17 Aralık 2006

Müşteriyi Marka Müdürü Yapmak

Son zamanlarda inovasyon konusuna takıldığımın farkındayım. Gerçekten de bugün rekabet avantajı için oldukça önemli bir kavram haline geldi inovasyon. Peki markalar için inovasyon neden bu kadar önemli?

Öncelikle önemli bir detaya dikkat etmek gerekiyor: Bir markanın tüketiciden istediği şey, kendisinin tercih edilmesidir. "Onu değil beni tüket, çünkü vs vs" diye anlatır aslında marka kendisini. Yani en geniş anlamda tüketiciden hayatında bir değişiklik yapmasını talep eder aslında. İşte inovasyon tam bu noktada önemli bir ikna aracıdır. Marka önce kendisi farklılaştırmalıdır, değişimi yaratmalıdır ki tüketiciye de, "bak ben değişim yaratıyorum, ve şimdi de sana değişim fırsatı sunuyorum" diyebilsin...

Aksi halde her zaman kullandığımız diş macununu neden değiştirelim ki?
Ya da neden her zaman gittiğimiz kuaförü, restoranı, benzin istasyonunu, giyim mağazalarını, süpermarketi değiştirelim ki?

Artık müşteriler şirketlerin marka müdürleri oldu. Markalardan net vaadlerde bulunmalarını, fark yaratmalarını ve bu süreçte kendilerini dinlemelerini bekliyorlar... Konsepti müşteri belirliyor aslında, ürünü, fiyatı, dağıtımını... ve bu noktada CRM uygulamalarını kullanabilen işletmeler marka müdürleri olan müşterileri dinleyebiliyorlar. Diğerleri sadece fısıltılardan bir takım öngörüler edinmek durumunda kalıyor ve işleri şansa kalıyor. Sonra da sadece logodan ibaret yüzlerce marka pazarın dibine çöküyor.

Gördüğümüz marka logosu, marka sloganı, ya da o markalı ürünlerin tümü aslında buzdağının görünen kısmı. Bütün buzdağlarının su üstündeki kısmı nispeten birbirine benziyor.

Jean Noel Kapferer'in "Stratejik Marka Yönetimi" kitabında söylediği gibi markalar sadece reklam ya da tanıtımla güçlenemezler, ancak tüketicisinin ortaya yeni çıkan ihtiyaçlarına zamanında ve doğru çözümler sunarak güçlenirler. İşte buzdağının altında olan biten de budur, kim pazarda daha hızlı ve etkin olabiliyorsa o denli güçlüdür.

Dolayısıyla karlı bir inovasyon modelidir müşteriyi marka müdürü yapmak... Müşteriyi duymak, ihtiyaçlarını not almak, anketler, araştırmalar yapmak değil bahsettiğim şey; müşteriyi gerçekten dinlemekten bahsediyorum.

Henüz müşterinin kurmadığı cümleyi de dinleyebilmekten bahsediyorum...

Bu süreci yönetebilecek olan hızlı balıklar, yavaş balıkları avlamaya devam edecektir...


Etiketler: , , , ,

15 Aralık 2006

Strateji ve İnovasyon Rehberi



Chris Trimble ve Vijay Govindarajan'ın "Ten Rules for Strategic Innovation" kitabı "Strategy+Business" dergisi tarafından 2006'nın en iyi strateji kitabı olarak seçildi.

Kolay kolay kimseye kitap önermem, ama bu kitabı sizin de elinizin altında bulundurmanızı kesinlikle tavsiye ederim.

Şu an için kitabın Türkçe çevirisi yok, fakat yukardaki linki takip ederek Amazon.com'dan sipariş edebiliyorsunuz. Gerçekten de kitap konuya direk ve doğru bir yaklaşım getirmiş. Stratejik inovasyonun operasyonel boyutu detaylı şekilde anlatılarak, şirketlerin uygulamaları için bir çeşit organizasyonel rehber olmuş. Kitap etkili bir inovasyon kültürünün nasıl oluşturulacağını, nasıl işletileceğini ve strateji deneyimleri boyunca karşılaşılabilecek sorunları ve bunlarla nasıl başa çıkılacağını anlatıyor. Kitaplığınızda yer alması gereken bir kitap.

Derginin "en iyi kitaplar 2006" listesindeki diğer kitapları da buradan görebilirsiniz.

Etiketler: , , , , ,

11 Aralık 2006

Büyüyen Pazar: Metroseksüel Erkekler

Metroseksüellik kavramı ilk olarak yaklaşık 10 yıl önce kullanılmaya başlandı. Bununla birlikte de, kişisel bakım markaları bu segmenti hızla farkederek birbiri ardına yeni ürünler piyasaya sürdüler. Bizim ülkemizde metroseksüellik hala bir miktar hafif anlamlar içeriyor olsa da, biz Türk erkekleri de banyoda aynamızın önüne sıraladığımız ürün çeşidindeki artışı inkar edemeyiz.

İşin sosyal ve içsel boyutunu bir kenara bırakarak (ki bizim laçkalaşmış medyamızda uzunca bir süre yeterli yavanlıkta işlendi), konuyla ilgili bazı rakamları burada paylaşmak istiyorum. Pastanın gerçekten de ne kadar da büyük olduğunu ve gelecek için daha da büyük bir potansiyeli barındırdığını görebiliriz.

L’Oréal Paris'in başkanı Carol J. Hamilton, 2005 yılında erkek ürünleri bölümünde dolar bazında %49'luk bir artış yaşadıklarını belirtiyor. Bunun içerisindeki rekor payı artışın %11'ini oluşturan cilt bakım ürünleri alıyor.

Amerikan bazlı yaşanan bu trendin, globalleştiğini de rakamlarda görmek mümkün:
L’Oréal Paris 2005 yıllık raporunda belirtildiğine göre, 1990 yılında Avrupalı erkeklerin %4'ü cilt bakım ürünleri kullanırken, 2003 yılında bu oran %20'ye ulaşıyor.

Avrupalı 30 yaş altı erkeklerin cilt bakım ürünleri kullanma oranı: 24%
Japon 30 yaş altı erkeklerin cilt bakım ürünleri kullanma oranı: 30%
G.Koreli 30 yaş altı erkeklerin cilt bakım ürünleri kullanma oranı: 80%

New York merkezli moda iletişim şirketi "Brand Pimps and Media Whores"un kurucusu Edina Sultanik-Silver da metroseksüellik eğiliminin yaşadığımız çağın bir yansıması olduğunu söylüyor. Yeni nesil erkek nüfusu bunu dişilik olarak değil doğal bir çaba olarak görüyor. Vücutlarını kremliyor, saçlarına bakım yapıyor, solaryuma gidiyor, manikür yaptırıyor vs.

Hatta erkeklerin %20'den az bir kesimi yüz nemlendiricisi kullandığını söylerken, diğer bir %24'lük kesim de cilt bakım ürünü kullanmaya sıcak baktıklarını ama henüz denemediklerini belirtiyor. Hangi ürünü kullanmaları gerektiğini bilmiyorlar.

Buradan şu sonucu çıkarabiliriz: Erkekler bakım ürünleri kullanmak istiyor, daha bakımlı ve daha şık olmak istiyor. Fakat hala hangi ürünü, ne zaman ve nasıl kullanacaklarını bilmiyorlar... İşte biraz eğitim, biraz bilgilendirme, biraz reklamla bu hazır bekleyen potansiyel grubu kazanmak ve yönlendirmek mümkün.

Daha önce de dediğim gibi: Pazar hızla değişiyor... Artık hızlı olan balık lider...

Etiketler: , , , , ,

06 Aralık 2006

Moda Çizimleri İçin Hazır Şablonlar


Moda tasarımcıları yaptıkları moda çizimleri için bazen çizim şablonlarına ihtiyaç duyarlar. Bu hem zamandan tasarruf sağlar hem de daha kolaydır. Özellikle yeni başlayanlar için oldukça kullanışlı bir yöntemdir bu.

"Fashion-Templates" sitesi bu noktadan hareketle kurulmuş bir site. Tasarımcılara ihtiyaç duydukları şablonları sunan, bunun yanısıra online düzenleme programları içeren oldukça kullanıcı dostu bir site. (İngilizce içerik)

Koleksiyonların "storyboard" sunumu, teknik çizimler, beden formları için faydalanılabilecek birçok içeriğin olduğu site hem amatör olarak modayla ilgilenenler için hem de profesyonel olarak bu işi yapan modacılar için ideal bir platform.

Sitede trendler, çizim ipuçları, teknik bilgiler gibi konulardaki içeriğe ulaşabilmenin yanısıra, aynı zamanda portfolyonuz ve moda çizimlerinizi siteye göndererek sergilenmesini de sağlayabiliyorsunuz.

Moda tasarımı konusunda eğitim gören, amatör olarak kendi çizimlerini hazırlamak isteyen ya da ben de çizerim diyen moda meraklıları için önerebileceğim bir referans site.

Etiketler: , , ,

03 Aralık 2006

IKEA İnternet Mağazası Açılıyor

İsveçli mobilya mağazaları zinciri Ikea da müşterilerine online alışveriş hizmeti sunmaya hazırlanıyor. Bunun için hazırladığı sistemi geçen hafta kendi personeliyle teste başlayan Ikea, Ocak ayından itibaren pilot bölge olarak İngiltere-Nottingham'da online hizmet vermeye başlayacak.

Parsel(küçük paket) boyutları için £7.50, ve daha büyük paketler(koltuk vs) için de £35 taşıma ücreti belirleyen Ikea'nın İngiltere'deki rakiplerine bakacak olursak, örneğin Argos taşıma ücreti almıyor, Tesco Direct £4.85 alıyor, MFI ise £5 ile £30 arası değişen taşıma ücretleri alıyor.

Ikea Internet Mağazası Müdürü Adri Kraa, ücretsiz taşıma hizmetinin olamayacağını ve şeffaf fiyatlandırma politikalarının burada da önemli olduğunu belirtiyor.

Yeni yılla birlikte ürünlerinin %50'si internet mağazasına koyulacak olan Ikea'da, sistem olumlu işlerse yıl sonuna kadar bu oranın %70'leri bulacağını öngörülüyor. Ve pilot bölgeden olumlu sonuçlar alınması durumunda yıl sonuna kadar internet mağazasının tüm İngiltere geneline hizmet vereceği belirtiliyor.

Tüketicilerin online alışveriş trendi giderek artarken, Ikea bu yeni yapılanmayla birlikte pazardaki rekabet avantajını korumaya devam edecek görünüyor.

Darısı bizim perakendecilerimizin başına...

Etiketler: , , , , , , ,

02 Aralık 2006

Ev Telefonlarımız da Değişecek

VoIP (Voice Over Internet Protocol) yani internet protokolü üzerinden ses aktarımı teknolojisinin, ilk duyulduğunda, sağladığı büyük maliyet avantajından dolayı hızla yayılacağı düşünülmüştü. Kısa sürede hem pahalı hem de eski teknolojili sabit telefonların yerini alacağı bekleniyordu. Ama öyle olmadı.

Tüketici açısından baktığımızda, bunun pekçok nedeni vardı elbette.

Fakat bugüne baktığımızda, In-Stat tarafından 2006 yılı Kasım'ında yayınlanan bir rapora göre, IP telefonlar 2006'da ev ve ofislerimize daha fazla girmeye başladı. İşte IP telefonlara kitlesel geçiş belki de yeni yeni başlıyor.

Gerçi iş dünyasında sıkça kullanılmasına karşın hala ev tüketicileri IP telefonlar konusunda çekingen yaklaşacaktır. In-Stat tarafından yapılan tahminlerde 2008 yılından itibaren IP telefon kullanımında belirgin bir artış olacağı belirtilmektedir. 2006 yılında yıllık 10 milyon adetlik VoIP telefon üretiminin, 2010 yılında 164 milyona ulaşması beklenmektedir.

In-Stat analistlerinden Keith Nielsen'in açıklamalarına göre; VoIP telefonlar, özellikle yeni nesil iş ve tüketici odaklı uygulamaların ve bunlarla ilgili yazılımların artmasıyla birlikte yaygınlaşacaktır.Şirketlerde kullanılan geleneksel kablolu IP telefonlar da bu aşamada yerini, hepimizin evlerine girecek olan kablosuz IP telefonlara bırakacaktır.

Etiketler: ,

25 Kasım 2006

Pazarlamacının Psikolojik Müttefiki

"Neden?"
İşte bu basit soru aslında bir pazarlamacının en temel psikolojik müttefikidir.

Ne, Nasıl, Ne zaman, Nerede, Kim ve Neden sorularından gerçekten de en etkili olanı hangisi?
Bir örnekle açıklayacak olursak, örneğin alışveriş için markete gitmemiz gerekiyor. Bu durumda 'NEDEN' sorusunun cevabını bilmeden, onun haricindeki diğerlerini cevaplıyor olmanızın hiç bir anlamı yoktur. Birşeyi 'NEDEN' yaptığınızı bildiğiniz müddetçe, diğer herşey sadece o durumla ilgili destek unsurlar olacaktır.

Reklam kampanyalarındaki 'NEDEN' lere bakalım. Bu sorunun cevabını vermediğiniz müddetçe yapacağınız kampanyadaki ne süslü tasarım ne de çekici başlıklar pek bir anlam taşımayacaktır. Çünkü tüketicinin bilmek istediği asıl cevaplar şunlardır:
'NEDEN' seni seçmeliyim?
'NEDEN' bu kararı vermeliyim?
'NEDEN' bu kadar para ödemeliyim?
'NEDEN' web sitenize bakmalıyım?
'NEDEN' broşürünüzü incelemeliyim?
'NEDEN' anlattıklarınızı dinlemeliyim?

Ünlü filozof Aristo bundan 2300 yıl önce şöyle demiş: " Her türlü iletişim, sonuçta bir değişime rehberlik ediyor olmalıdır"
Bazı ya da çoğu da demiyor, her türlü diyor, yani hepsi...

Özellikle tüketicilerin değişim konusunda doğalarından gelen bir dirence sahip olduklarını düşünürsek, bu durumda 'NEDEN' sorusu bizim onlarda bu değişimi yaratabilmemiz için tek motive edici araç olacaktır. Evet değişim hala yeterince korku verici bir kelime olacaktır belki, ama en azından o değişim için ikna edici bir gerekçe kafalarında sağlam bir yere yerleşecektir.

İşte bu yüzden pazarlama iletişiminde öncelikle cevaplanmış olması gereken soru 'NEDEN' dir. Daha sonra da bırakın bu psikolojik müttefikiniz sizin adınıza tüketiciyi size getirsin.

Etiketler: , , , , ,

24 Kasım 2006

Pazar mı Pazarlamacı mı?


Öncelikle henüz yazmaya yeni başladığım blogumdan "yeni sesler yeni nefesler" arasında bahsettiği için Sayın Selim Tuncer'e ve sonra da blogumda yeralan "2007 Perakande Trendleri" başlıklı yazıma sitelerinde anasayfada "marketing" kategorisi altında yer verdikleri için Tüketici Dergisi'ne teşekkür ediyorum.

Üretmek, sunmak ve sonra da geri dönüşleri değerlendirerek yeniden üretmek, sunmak vs... İşte bunlar bir pazarlama profesyonelinin yaşamındaki ana fonksiyonlar... Ve bir de yaşama dair seçenekler yaratmak, yani insanlara dair edindiği bilgiler ışığında onların bir takım ihtiyaçlarını tatmin etmek amacıyla ürünler ve değerler yaratmak, sonra da bunları çeşitlendirerek farklı seçenekler sunmak... Kısacası önce insanı anlamak ve sonra ona anlayabileceği birşeyler vermek...

Sayın Ali Saydam'ın "Algılama Yönetimi" kitabında sıkça bahsettiği gibi, insanların neyi nasıl anlayacağını ya da algılayacağını kestirmek için öncelikle o insanı yeterince anlamış ve algılamış olmanız gerekiyor. İşte bu da bir pazarlama profesyonelinin en önemli misyonlarından birini gerçekleştirmesini; günü, gündemi, trendleri, insanları, beğenileri, beklentileri analiz etmesini gerektiriyor. Elimizde yeterince iyi bir analiz olmadan ne zaman ne de tahmin yönetiminde başarılı olamayacımız kesinken, o analizi oluşturacak verilerin objektif ama verilerin yorumlanarak analiz edilmesinin subjektif olacağını da unutmamak gerekiyor.

Dolayısıyla her bir pazarlama profesyonelinin aynı verilere ve göstergelere bakarak, farklı gelecek kurguları ve senaryoları üretmesi ve bununla birlikte farklı pazarlama stratejilerini uyguluyor olması da işin içine mantıksal değerlerin yanında bir takım içsel değerlerin de dahil olduğunu gösteriyor.

Yani biz pazarlama kavramını bazı alt ögelere ayırıyorsak (hücre tipi kurumsal pazarlama, global kimlikte pazarlama, lokal pazarlama, gerilla pazarlama, pazarda yataylık, teknoloji odaklı pazarlama, çapraz ve asimetri odaklı pazarlama vs gibi), pazarlama profesyonelleri için de bir takım alt ögeler içeren bir skala hazırlanabilir. Örneğin; içgüdüleriyle hareket eden pazarlamacı, sadece rakamlara bakan pazarlamacı, risk alan pazarlamacı, güvenlik yanlısı pazarlamacı, tecrübelerle hareket eden pazarlamacı, deneysel pazarlamacı, trend belirleyici ya da trend takip eden pazarlamacı vs...

Sonra da oturup uzun uzun "tavuk mu yumurtadan, yumurta mı tavuktan çıkıyor"u tartışabiliriz!

Pazarlama profesyonelleri mi pazarı şekillendiriyor, yoksa tüketicilerin içinde olduğu pazar mı pazarlama profesyonellerinin yaklaşımını belirliyor?

İşte Limp Bizkit'in bir şarkısında geçen "my way or highway" deyimi bu noktada anlamını yitiriyor...

Çünkü;

1+3=4 olduğu kadar
2+2=4
5-1=4
vs vs


Etiketler: , ,

20 Kasım 2006

YouTube TV




Tabii ki böyle bir TV kanalı henüz yok, hatta bildiğim kadarıyla böyle bir proje de yok.

Fakat neden olmasın?

Gün boyu, "YouTube"da çok izlenen videoları rasgele olarak oynatan bir TV kanalı düşünün.(Tabii ki belirli bir moderasyon da olacak)

Hatta gün içi yayın akışı belirli kategoriler altında da yayınlayabilir. Örneğin: 18:00 - 20:00 komik ev kazaları, 20:00 - 22:00 amatör müzisyenler vs
Hatta bu işi bizzat "YouTube" ya da "Google" yapacaksa, yani iş uluslararası bir proje olacaksa, bu durumda yayınlandığı ülkeler bazında yayın akışları da olabilir.

Ya da bizzat yerel bir Türk girişimci, "YouTube" ya da "Google" ile görüşerek gerekli lisansları alır ve TV'de yayına açarsa, dünyada bir ilk de olabiliriz Video TV konusunda.

Farketing'de geçenlerde Can Bey şöyle diyordu: "YouTube'un Türkçe versiyonlarını yapmak, Türkiye'de ilk olmak, böyle pahalı bir yatırma girmek mantıklı mı belki tartışmak lazım.". Evet, bence direk "YouTube" versiyonu yerli bir site hazırlanabilir ve burada fark yaratabilmek adına TV projesiyle entegre edilebilir. Böylelikle hem lisans sorunu çözülmüş olur, hem de dünyada bir ilk gerçekleştirilmiş olur.

Bizim insanımızı ve TV izleme alışkanlıklarımızı düşününce oldukça popüler bir kanal olacağını düşünüyorum... !
Ne dersiniz?

Etiketler: , , , ,

18 Kasım 2006

Başlamak İçin En Uygun Zaman!

Geçenlerde okuduğum Seth Godin'in bir yazısını orjinalinden direk çevirerek buraya da aktarmak istedim:






--Başlamak için en uygun zaman; her türlü olasılığa karşı bankada yeterli miktarda paranızın olduğu zamandır.
--Başlamak için en uygun zaman; teknoloji, gelişmişlik ve pazarın sizi kabullenmesi konularında rekabet avantajınızın olduğu zamandır.
--Başlamak için en uygun zaman; aynı zamanda rakiplerinizin sizden uzak ara geride kalmadıkları zamandır, çünkü tek başınıza pazarı şekillendirmeniz daha zor olacaktır.
--Başlamak için en uygun zaman; evde işlerin tamamen yolunda olduğu ve böylece rahatlıkla sadece işe odaklanabileceğiniz zamandır.
--Başlamak için en uygun zaman; hiçbir borç ve ödemelerinizin olmadığı zamandır.
--Başlamak için en uygun zaman; başka hiç kimsenin sizin fikiriniz üzerinde çalışmadığı zamandır.
--Başlamak için en uygun zaman; patent ve tescil onlaylarınızın tamamlanmasından sonrasıdır.
--Başlamak için en uygun zaman; gerekecek anaparanın tamamını elinize aldığınız zamandır.
--Başlamak için en uygun zaman; siyasi gündemin fırtınasız ve yeterince ılımlı olduğu zamandır.
--Başlamak için en uygun zaman; mezuniyetten hemen sonrasıdır.
--Başlamak için en uygun zaman; planınızdaki tüm karmaşık görünen riskleri sıfırladığınızdan sonrasıdır.
--Başlamak için en uygun zaman; işin yürüyeceğine kesin emin olduğunuz zamandır.
--Başlamak için en uygun zaman; pazarlama görevini yürütecek anahtar kişiyi işe almanızdan sonrasıdır.
--Başlamak için en uygun zaman; geçen seneydi, en iyi fırsatlar o zaman kaçtı.
--Başlamak için en uygun zaman; piyasaya çıkacak yeni nesil işlemcilerin gelmesinden sonrasıdır.
--Başlamak için en uygun zaman; jeopolitik koşulların elverişli olduğu zamandır.

Dolayısıyla, hepinizin de tahmin edeceği gibi, "başlamak için en uygun zaman" geçen seneydi !!!

Ve fakat "başlamak için ikinci uygun zaman" da aslında tam olarak şu an !!!

Etiketler: , , , ,

17 Kasım 2006

Sadece Satış Kampanyası mı?

Yılbaşının yaklaşmasıyla vitrinlerde yılbaşı çamlarını görmemize az kaldı. Dolayısıyla da vitrinlerde "% bilmemkaç" yılbaşı indirimlerini ve yılbaşına özel "kredi kartına ekstra bilmemkaç taksit" kampanyalarını görmemize de...

Gazetelere bir bakın onlarca markanın sütun sütun reklamları ve çoğunda da "şu karta şu kadar taksit" ya da "şu kadar bilmemne özel indirimi"...

Birçok insan elbette yılbaşı öncesi bu indirim ve kampanyaların gelmesini bekliyor.

Fakat farkında mısınız acaba aslında pekçok insan da ne zaman indirimli satış yapacağınızla ilgilenmiyor aslında. Onların ilgilendiği şey alışveriş deneyimi içerisinde bir takım duygusal hazlar ve bir takım içsel bağlantılar edinmek. Alışverişi bir keyif aracı olarak yaşayan bu insanlar, aslında içsel bağlantılar yaşamak istiyorlar. Ve kazanacağınız bu kesim, aslında siparişlerinizi büyütüyor, size daha fazla kar getiriyor ve işinizde gerçekten büyümeniz için pazarda devamlılığınızı sağlıyor.

Ve bu ikinci bahsettiğim kesim, en iyi ihtimalle bu tür indirim dönemlerini umursamıyor, ya da en kötü ihtimalle bütün marka ve pazarlama altyapısını bu tür indirim kampanyaları üzerinden yürütmeye çalışan markaları tercih etmiyorlar.

Bu yüzden, hazırlayacağınız pazarlama ve medya planında, özellikle önümüzdeki yılbaşı, sömestr ve sonra da yaz tatili için bu ikinci kesime vereceğiniz mesajı bir kez daha düşünün.

Çünkü onlar da aslında birilerinden bir şey duymak istiyorlar, hem de paha biçilmez (fiyatla ilgisi olmayan) birşeyler...

Etiketler: , , , , ,

11 Kasım 2006

2007 Perakende Trendleri

Tüketicilerin giderek hakimiyetlerini artırdıkları pazarda, 2007 yılı Perakende Trendlerine baktığımızda organik bakım ürünleri ve moda sektörünün kapsamlı bir değişim yaşayacağını görüyoruz.
Özellikle önümüzdeki 10 yılda Çin'e ve Asya'ya yapılacak seyahatlerin artacağı öngörülüyor. Nasıl ki bir zamanlar Avrupa seyahatlerinde Fransız ve İtalyan ürünlerinden etkilenme söz konusu ise, şimdi de Asya temalı ürünlerin başta Amerika olmak üzere tüm batı pazarlarını etkilemesi bekleniyor.


Kişiye Özel Spa
Orjinal adı ile “Salus Per Aquam” (Spa) yani “Sudan Gelen Sağlık” olan Spa'lar zaten bir süredir pekçok otel ve güzellik merkezlerinde yer almıştı. 2007'de tüketicilerin ev ve yaşam alanları beklentileri içerisinde Spa'lar giderek daha fazla yer alacak ve sağlıklı yaşam felsefesi ile güzellik beklentisi içiçe geçerek günlük hayatlarımız içerisine biraz daha girecektir. Spa deneyimi sunacak ürünleri de sanırım marketlerde daha fazla göreceğiz.

Daha Hızlı Moda
Artık hazır giyimde, trendleri takip etmek için 9-12 ay gibi süreler geçmeyecek. Özellikle H&M, Zara, Topshop gibi firmalar hem büyük kitlelere ulaşabilmekte, hem 30 günlük tedarik süreleriyle hızlı hareket etmekte, hem de hızla değişen moda ve trendleri güncel olarak takip etmektedir.
Eylül ayında gerçekleşen New York Moda Haftası'nda, Wal-Mart tarafından sunulan "Rock the Runway" koleksiyonu, ünlü modacılar Proenza Schoueler ve Roland Mouret'in koleksiyonlarına oldukça yakındı.

Daha Fazla Tedbir
Tüketiciler hayatlarının kontrollerini giderek daha fazla ellerine alıyorlarlar. Ayakkabıları dışarıdan mikrop taşır diye kapı önünde çıkararak, pamuk yastıklarda uyuyarak, organik besinler tüketerek, kimyasal içermeyen diş macunları ve deodorantlar kullanarak, margarin tüketimini azaltarak ve bunlar gibi pekçok örnekte olduğu gibi hem daha dikkatli bir hayat yaşıyorlar, hem stresten uzak durmaya çalışıyorlar, hem de mantığı da bir kenara bırakmadan lobi oluşturuyorlar. Bu eğilim 2007 yılında daha etkin şekilde yayılacaktır.

Yeşilin Önemi
Toyota'nın çevre dostu Prius model hibrit otomobilinin satış kuyruklarına bakmak lazım. Sonra da Nike'ın artık ürettikleri spor ayakkabılarda insan sağlığına zararlı sera gazı kullanmayacağı açıklamasına. Ve tabii Levi Strauss'un ilk organik ürün koleksiyonu olan "Eco Jeans"e...
"Organic Exchange" isimli kuruluş tarafından yapılan araştırmalara göre hazır giyim firmaları tarafından talep edilen organik pamuk, geçen sene %93 artış göstermiştir. 2007 sonunda 2.7 milyar USD'lık bir organik pamuk pazarı oluşacağı öngörülmektedir. Amerikan hazır giyim üreticileri, Wal-Mart ve Zara'ya organik pamuk etiketi taşıyan ürünler sunmaktadır. Bu da demektir ki 2007 yılında organik pamuk ürünleri vitrinlerde daha fazla yer alacaktır.
Ayrıca son 9 yılda, yıllık %15-20 büyüyen güzellik ve bakım ürünleri satışları içerisinde kimyasal içermeyen, doğal ve organik olarak üretilmiş ürünlerin oranı da giderek artmaktadır.

Asya Güzeli
Önümüzdeki 10 yılda Asya'ya ve özellikle Çin'e yapılacak seyahatlerin giderek artacağı öngörülmektedir. Bu da Asya temasının batı hayatı içerisinde oldukça yer alacağını düşündürmektedir. İsviçreli Richemont firmasının sahibi olduğu "Shanghai Tang" koleksiyonlarında Çin temalarını da işleyerek, batı ve doğu arasında bir köprü kurmaktadır. Sonbahar-Kış 2005 koleksiyonlarında "Beijing Yasak Şehri" temasını çok güzel vurgulamışlardır.
Her zaman en yeniyi, en trendiyi ve en güzeli yakalamaya çalışan Fransız Vogue dergisi de ilk kez kapakta bir Çinli model kullanmıştır.

Aktif Spor Giyimden Günlük Giyime
Amerikan kadınlarının üçte ikisi, spor salonlarında ya da spor yaparken giydikleri giysilerin aslında geleneksel spor giyim olarak satın aldıkları ürünler olmadıklarını söylüyor. Geleneksel spor giyim ürünlerini günlük hayatta kullanıyorlar. Fakat aktif spor giyim ürünlerini de günlük giyim olarak kullanmak istiyorlar. Tabii ki bunda kumaş ve tasarımlardaki yenilikçi ve teknolojik yaklaşımların da etkisi olduğu unutulmamalıdır.
Aslında Stella McCartney/Adidas ve Alexander McQueen/Puma işbirlikleri de bu trendin öncü hareketleri oldular. Önümüzdeki yıl, aktris Scarlett Johansson Reebokla birlikte kentli spor giyim ürünleri satan bir mağaza açacak. Artık yüksek teknolojili teknik tekstil ürünü spor giysilerle, spor salonlarından sonra moda arenasında da sıkça karşılaşacak gibiyiz.

Özel Markalar (Private Label)
Brandweek'teki bir makalede (21.08.2006) tüketicilerin Wal-Mart'ın kendi özel markalarına ilgisinin giderek arttığı anlatılıyor. Bunlar Value, Equate, Sam's Choice, Wal-Mart ve Member's Mark. Kendi özel köpek maması Ol'Roy şimdiden Purina'dan bile daha fazla tercih ediliyor.
7-Eleven kendi özel bira markası olan Santiago'yu Corona'dan daha fazla satıyor.
Perakendeciler, mağazalarında sadece ulusal markaları satarak, tüketiciyi ellerinde tutamayacaklarını ve sadakat sağlayamayacaklarını anlamış görünüyorlar.

Etiketler: , , , , , , , , , , , ,

25 Ekim 2006

Gerilla Çalışma Örneği - BBC


Etkileyici bir "Gerilla" çalışma örneği. Düşük maliyetli ve dikkat çekici bir kampanya. İyi kampanyalar için her zaman büyük bütçeler gerekmiyor, tabii yeterli yaratıcı fikirlere sahipseniz...

İngiltere'de ticari taksilerin yan camlarına bir köşeye "live" etiketi, diğerine "BBC World" logosu konuluyor ve siz dünyayı "BBC World" ekranından canlı yayında izliyorsunuz...

Etiketler: , , , ,

10 Ekim 2006

İnternet Video Reklamcılığı



İnternet reklamcılığı giderek pasta içindeki payını artırırken, internette video reklamcılığı da kendi dilimindeki yoğunluğunu giderek artıracak gibi görünüyor.

Google firmasının YouTube'ı 1,65 milyar dolar gibi ciddi bir rakamla satın almasının altında da aynı tahminin varlığı görülmektedir.

Google böylelikle, en çok kullanılan arama motoru ünvanını, internetteki en iyi video paylaşımı sitesinin de sahibi olarak yükseltmiştir. Bu sene pasta içerisinde 385 milyon $ olarak telafuz edilen internet video reklamcılığı diliminin, eMarketer gibi pazar araştırmacıları tarafından 2008 yılında 1,1 milyar $ seviyelerinde olacağı tahmin edilmektedir.

Önümüzdeki yılların en fazla büyüyen internet reklamcılığı formunun video reklamcılığı olacağını belirten New York merkezli eMarketer'ın tahminlerine göre 2008 yılı içinde toplam içindeki payı da %4,7 'lere çıkacaktır.

Etiketler: , , , ,

01 Ekim 2006

Konteyner Mağazalar - VBOX


Raf Simons (Prada Grup) ve Puma gibi markaların ana distribütörü olan Venue 'nun Vbox'ı, "pop-up satış" alanında dünyadaki en son örneklerden biri olarak Singapur'da yaratılmış.

Herhangi bir zamanda, herhangi bir yere konteyner içindeki mağazanızı götürebiliyorsunuz. Özellikle gençlik festivalleri, konserler ya da spor organizasyonları büyük müşteri kitlelerine ulaşmak ve hatta ayaklarına servis götürmek açısından gayet etkili olduğu kesin.

Bir markanın heyecan verici ve keyifli yanını göstermenin güzel bir yolu. Daha önce de Japon markası "Uniqlo" Amerika pazarında konteyner mağazalarla açılışlar yapmıştı.

Hem dikkat çekici, hem akılda kalıcı, hem de reklam ve satışın birlikte yürüdüğü düşük maliyetli bir proje...

Etiketler: , , , , , ,

10 Eylül 2006

Hedef Kitle / Hedef Pazar



Güçlü bir pazarlama planının bir takım temel konseptleri vardır. Bunların temelinde ise müşteriyi anlamak yatar ki, pazarlamacının amacı müşteri ihtiyaçlarından yola çıkarak bir takım aksiyonlar geliştirmektir.

Bu temel konseptler pazarlama planı içerisinde 6 madde ile özetlenebilir:

1- Hedef kitlenin belirlenmesi
2- Ürün veya hizmet geliştirme
3- Promosyon ve tanıtım çalışmaları
4- Dağıtım kanalı belirlenmesi
5- Fiyat belirlenmesi
6- Satış sonrası destek hizmetleri

Peki, pazarlamacılar hedef kitleyi nasıl ve neye göre belirlerler? Pazarlama planı içerisindeki diğer pazarlama kararları belirlenmiş hedef kitleye bağlı olarak kurgulanacağı için, hedef kitlenin belirlenmesi en kritik noktalardan biridir. Pazarlama kavramına yeni aşina olanlar için bu karar gayet basit ve kolaydır. Hatta pekçok pazarlamacı(!) tarafından basitçe : "Ürünümüzü satın almak isteyen herkes" diye tanımlanır.

Hedef kitle yaklaşımını kullanmak, pazarlamacının elindeki kaynakları en etkili şekilde kulllanmasını ve ürün mesajını müşteri olmaya en uygun adaylara göndermesini sağlayacaktır.

İyi bir müşteri grubu öncelikle şu üç ögeyi içerir, böylelikle bir pazar oluştururlar:

1- Bir takım ihtiyaçları vardır
2- Finansal olarak satın alma yapabilecek güce sahiptir
3- Satın alma kararı verebilecek yetkinliktedir

Hedef kitle belirlenmesindeki eski yaklaşımla bakarsak, insanların ihtiyaçlarından yola çıkarak o ihtiyaca sahip insanları hedef pazar olarak belirleriz. Fakat bu artık yeterli değildir. Bir önceki yazımda da belirttiğim gibi insanların ihtiyaçlarından ziyade artık bir takım iç, dış ve pazarlama aktiviteleri ile insanların satın alma davranışı değişmektedir. O halde hedef kitleyi belirlerken insanların ortak ihtiyaçlarını doyurmak için birbirinden farklı yaklaşımlarda olabileceğini unutmamak gerekir. Yani ister kar odaklı ya da değil, ister endüstriyel ya da bireysel müşteri, ister yerel ya da uluslararası olsun pazar segmentasyonu şarttır. Yani aynı ihtiyaçlara sahip olsa dahi, müşterileri bir takım kriterlere göre alt gruplara ayırmak ve her birini ayrı bir pazar olarak değerlendiriyor olmak.

İşte başarılı bir hedef market stratejisi ile bir organizasyon şu 3 adımı gerçekleştirir:

1- Tüm pazarın dahilindeki alt segmentleri tanımlar
2- Kendi organizasyonunun hedef ve amaçlarına en uygun segmenti seçer
3- Seçilmiş segmente uygulanabilecek pazarlama stratejileri geliştirir.

Etiketler: , , , , , , ,

02 Eylül 2006

Müşterilerin Satın Alma Davranışı

Müşterilerin bir hizmet ya da ürünü satın alma nedenleri birçok kaynakta uzun uzun anlatılır. Bu nedenler temelde ihtiyaçlar, istekler, arzular vs gibi satın alma fikrinin oluşma nedenleridir.

Fakat günümüzde artık pazarlama planı içerisinde daha da detaylı incelenmesi gereken kavram; müşteri dinamikleri ve müşterinin satın alma kararı üzerindeki etkilerdir.

Gerçekten de, bir süre önceye kadar satın alma kararı nasıl ve neden oluşur diyorken; artık kim, neyi, hangi etkiler altında satın alıyor diye sormaktayız. Ve bu etkileri sınıflandırarak kendimize bir yol çizmekteyiz. İşte modern pazarlama metodolojisi ile binlerce potansiyel etki içerisinden, yukarıdaki şekildeki 3 başlık altında bu etkileri gruplayabiliriz.

Bu etkiler, birbirlerinden çok uzak olmamakla birlikte, aslında hem birbirlerine organik bağlarla bağlanmış ve hem de bizim kim olduğumuzu ve nasıl yaşadığımızı belirleyen etkenlerdir.

Dolayısıyla iyi bir pazarlama planı, hedef kitlenin satın alma davranışlarını bu etkilerin ışığında da analiz edebilmeli ve buna ilişkin somut fikirler üretebilmiş olmalıdır.

Etiketler: , , , , ,

25 Ağustos 2006

Starbucks Bize Ne Vaadediyor?

Geçenlerde bir yerlerde okumuştum: “İnsanlar, Starbucks’ta içtikleri kahve için 1 YTL, orada edindikleri diğer değerler için de 6 YTL ödüyorlar” diyordu. Peki hangi değerler bunlar, bize ürünün 6 katı daha fazla ödememizi sağlayan?

Aslında biraz düşününce Starbucks’un tüketicisine ne vaadettiğini bulmak hiç de güç değil. Önce Starbucks fikrinin doğuş öyküsüne bakalım:

1960 yılında ABD’de günde ortalama 3,2 fincan olan kahve tüketimi, 1988’lere gelindiğinde 1,67 fincana gerilemiş. Bunun nedeni olarak da yeni neslin daha çok soğuk içeceklere yönelmesi ve gazlı içecek tüketimin artması gösteriliyordu.

Öncelikle Starbucks o yıllarda farklı bir konumlandırma stratejisi izleyerek ürünü yeniden konumlandırıyor. Kahveyi ve kahve içme eylemini sosyal bir etkinlik haline getiriyor. Sofistike(!) insanların “kahvelerini.. toplumu.. dostluğu.. bağlantıları..” paylaşabileceği özel köşeler yaratıyor.* “Rahatlatıcı bir üçüncü mekan” Starbucks tarafından haber bültenlerinde ve etkileyici yıllık raporlarda kendi kendini tanıtmak için o yıllarda sıkça kullanılan bir ifade oluyor.

İkinci olarak Starbucks’un “Benim kahvem, benim tarzım” söyleminden yola çıkmak gerekiyor. Yeterince çeşitlendirilmiş ürün gamı ve opsiyonel ilaveleri ile Starbucks’ta kahve kökenli pekçok seçenek yaratıyorlar.

Sonuçta, tüketiciler için kahveyi bir tutku, bir tarz, bir sosyalleşme aracı ve kendini şımartmanın bir yolu haline getiriyorlar. Starbucks Pazarlama Yöneticisi Scott Bedbury yayılma politikalarını şu şekilde anlatıyor: “Kendimizi, ruhumuzla bağlantı kurmanın yolunu bulmaya yönelik en büyük hareketlerden biri ile aynı yere getirmek istiyoruz”**

Ve günümüze gelindiğinde ABD’de günlük kahve tüketimi, 1960 yılından bile daha yükseğe çıkıyor.

* Starbucks 1995 yıllık rapor
**Nicole Nolan, “Starbuck’lanmış!” This Times, 11 Kasım 1996

Etiketler: , , , ,

17 Ağustos 2006

Hakia, Google'a rakip


"Arama Motoru kavramı , tek başına, global bütünleşme ve uygarlaşma yolundaki en önemli fenomendir. Bu konuda daha iyisini yapmalıyız" Dr.Rıza C.Berkan, CEO

2004 yılında Dr.Rıza C.Berkan isimli bir Türk tarafından kurulan hakia , Manhattan'da yerleşik özel bir şirkettir. Operasyonlarını; Türkiye, Amerika, Rusya, Ermenistan ve Polonya'da bulunan ekipleri ile gerçekleştirmektedir.

Google'un arama motorları pazarındaki tartışılmaz üstünlüğü sürerken, gelişiminin henüz %28'ini tamamlamış olan hakia, beta versiyonu ile arama motorları arasında farklı bir yerde konumlanıyor. 2006 Sonbaharı civarında gerçek versiyonuyla yayına girmesi beklenen hakia 'nın, arama sonuçlarındaki isabet başarısıyla kısa sürede Google için büyük bir rakip olacağı bekleniyor.

Google 'dan farklı olarak, hakia kullanarak istediğiniz herhangi bir sorunun cevabına direk ulaşmanız mümkün olacak. Siz soruyu soracaksınız ve sorunuzun cevabını içeren bağlantılar önünüze gelecek. Böylelikle sadece "anahtar kelimeler" bazlı arama yapmakla sınırlanmayacaksınız.

Örneğin, nasıl daha iyi bir uyku çekeceğinizi merak ediyorsanız, "How can I sleep better?" diye soruyorsunuz. Konuyla ilgili içeriği olan bağlantılar karşınıza geliyor.

hakia 'nın farklılık yaratacak diğer özellikleri için "hakia özellikler" sayfasına bakmalısınız.

Etiketler: , , ,

11 Ağustos 2006

Farkedilmenin Yolu: İnovasyon


Business Week ve The Boston Consulting Group, 2006 yılı başında 63 ülkede 1070 üst düzey yöneticiyle yaptığı anketle dünyanın en "innovative" 25 şirketini belirledi:

1) Apple: Tabii ki i-pod... Hem tasarım harikası hem fonksiyonel
2) Google: Mühendislerine "istediğinizi deneyin" diyor ve sonuç olarak sürekli yeni icatlarla adını duyuruyor.

3) 3M: Yeni CEO'su ile dümene yeniden bir mühendis geçti ve yine AR-GE odaklı çalışmaya devam ediyor.
4) Toyota: Otomobiller için Hibrid teknolojisini geliştirdi.
5) Microsoft: Windows ve Office'i sürekli yeniliyor. Ayrıca yeni servisi "Live" ile adından yine çok söz ettirecek gibi...
6) General Electric: Yöneticilerini değerlendirme kriterleri arasında "hayalgücü ve cesaret" gibi maddeler var.
7) P&G: Tasarım ve yenilik artık şirketin değişmez bir parçası olmuş.
8) Nokia: Trendleri takip altına almak dünya haritasını parçalara ayırmış. Gelişen pazarlara göre daha ucuz modeller tasarlıyor.
9) Starbucks: 3 dolarlık kahvenin yaratıcıları şimdi de kahveyi sinemaya sokuyorlar.
10) IBM: 40.000'den fazla yeni patentinin, 500'ünü ekosistem teknolojilerine ayırmış.
11) Virgin: "Hip" konseptli markasını havayollarından sigortaya kadar taşımış...
12) Samsung: Güney Koreli şirketin en büyük avantajı tasarımdan üretime geçişin çok hızlı organize edilebilmesi.
13) Sony: Eskiden daha üst sıralarda yer alan şirket HD teknolojisiyle yeniden tırmanışa geçmiş.
14) Dell: PC destek zincirinde ve satış kanallarında devrim yapmış.
15) IDEO: Birçok şirkete tasarım odaklı düşünmeyi öğretiyor ve onlara tasarımlar yapıyor.
16) BMW: Innovatif araştırma merkezi kurmuş.
17) Intel: PC'lerin ve mikroişlemcilerin dışına çıkmak istiyor. 2006'da birçok yeni ürün çıkaracakmış.
18) eBay: Dünyanın en büyük online pazarı.
19) IKEA: İsveçli perakendeci sunduğu farklı perakende deneyimiyle kült olmuş durumda.
20) Wal-Mart: Tedarik kanallarını yüksek yoğunlukta teknoloji kullanarak yönetiyormuş.
21) Amazon: Online deneyimi geliştirmeye odaklı.
22) Target: Yaratıcı pazarlama yöntemleri ve geçici mağazalarla müşterilerini sürekli şaşırtıyormuş.
23) Honda: Mükemmel mühendislik ürünü otomobil olarak bilinen Honda, şimdi de otomobilin dışına çıkmış.
24) Research in Motion: Kablosuz erişimli e-mail pazarını kontrol ediyor.
25) Southwest Airlines: En ucuz maliyetli havayolu taşımacılığı modelini yaratmış.

Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , ,

03 Ağustos 2006

Diesel - Camouflage World



Son zamanlarda hoşuma giden ender kampanyalardan biri: “Camouflage World”.

Fransız ajans Euro RSCG'nin hazırladığı kampanyanın, ilginç internet bannerlarını da aşağıdaki linklerden görebilirsiniz :

diesel the kiss ve diesel the rescue

Etiketler: , , ,

26 Temmuz 2006

Japonya'da Yeni Reklam Mecrası !

"Osaka'da Suntory markası için Japon yorumu katılmış bir tanıtım kampanyası"
Herhalde Japonya'ya bu kampanyadan sonra bir UFO inmiş olsa, pek de kimsenin sokaklarda uzaylıları görünce panikleyeceğini zannetmiyorum...

Etiketler: , ,

18 Temmuz 2006

Bilgi Çağı Sona mı Erdi?

Biz, “bilgi çağındayız, bilgi güçtür, bilgi sermayedir vs...” gibi söylemleri yeni yeni kabullenmeye başlarken, şimdilerde yeni bir kavram “bilgi avantajının” tahtını zorlamaya başlıyor: Zaman

21.yy’ın en kıt kaynaklarından birinin “Zaman” ve en önemli operasyonunun da “Zaman Yönetimi” olacağı görülüyor. Artık sadece elinizdeki bilgiyle fark yaratmanız giderek zorlaşıyor, zira bilgi